Sayfalar

KUTLAMALAR

Orta Asya’dan beri kültürümüzde ayrı bir yeri olan kutlamalarımız yüzyıllardır süreklilik halinde ve küçük değişimlerle günümüze kadar ulaşmıştır. Bu kutlamalarda ön önemlileri şunlardır:
NEVRUZ: Türk dünyasının baharı karşıladığı, kutladığı bayramdır. Bayramın kutlandığı ay ilk Türk devletlerinde yılın ilk ayıdır. Bu nedenle bayram “yeni gün” şeklinde adlandırılmıştır. “Nevruz” kelimesi de “yeni gün” anlamına gelmektedir.

Nevruz’da büyük ziyafetler tertip edilir, yarışmalar yapılır, eğlenilirdi. Nevruz, Selçuklu ve Osmanlı’da bayram olarak kutlanmaya devam etmiştir. Nevruz günü “Nevruziye” adı verilen şiirler hükümdara sunulmuştur. Günümüzde de bu gelenek devam etmektedir. Nevruz Bayramı haftasında kültürel bir öğemiz olan mesir macunu halka dağıtılmaktadır.

DÜĞÜNLER: Kültürel öğelerimizden biri de düğünlerdir. Düğünler, geçmişten günümüze kadar yüzyıllar boyunca geleneklerimizin yaşatıldığı değerlerimizdendir. Düğünlerde kültürümüzü yansıtan maniler söylenir, müzik eşliğinde türküler okunur. Davul zurna eşliğinde halaylar çekilir. Evlenenlerin mutluluğu için dualar okunur.

BOZKIRIN SANATKÂRLARI
Türkler anayurtları olan Orta Asya’da geniş bozkırlarda göçebe olarak yaşamışlar ve sanat anlayışları da bu göçebe anlayıştan etkilenmiştir. Usta madenciler yetiştiren Türkler, taşınabilen at koşum takımları, kılış vb. savaş gereçleri yapımında oldukça ileri gitmişlerdir. 1947 yılında Orta Asya’da Altay dağlarında çalışma yapan bir arkeoloji ekibi Pazırık Vadisi’nde bir kurgan (mezar) buldu. Bu kurganda insan ve at iskeletleri, atlara ait koşum takımları, bir araba, masalar, elbiseler, süs eşyaları, müzik aletleri ve kumaşlar bulundu. Burada aynı zamanda dünyanın en ünlü halısı olan Pazırık Halısı da bulundu. Bu halı MÖ 3. Yüzyıldan kalmaydı, ince dokunmuştu, yüksek kaliteye sahipti ve üzerinde zengin motifler vardır.

Türkler yaşamlarında önemli bir yere sahip olan hayvanlara el sanatlarında yer vermişlerdir. Kurt, kaplan, geyik ve yırtıcı kuşlar en çok rastlanan motiflerdir.

Uygur devleti dömeninde resim sanatında büyük gelişme yaşanmıştır. Bu resimlerde genelde dini törenler ve günlük yaşantılar konu edilmiştir.

İlk Türk İslam devletlerinden günümüze cami, kervansaray, türbe vb. değişik yapılar ulaşmıştır. Bu yapılardan büyük camiler şehirlerin merkezinde yer almış ve şehir bun etrafından gelişmiştir. Ulucami adı verilen bu ibadet mekânları sadece bir cami değil, halkın eğitimi gördüğü, yöneticilerle halkın bir araya geldiği, sosyal ve kültürel faaliyetlerin yapıldığı bir merkezdir. Ticaret yapılan yerler de caminin yanındadır. Cami zamanla çeşitli ihtiyaçların karşılanması için yakınına inşa edilen okul, kütüphane, imaret (aşevi), darüşşifa(hastane), hamam vb. yapılarla külliye haline dönüşmüştür.

Kervansaraylar; yollar üzerinde kervanla ticaret yapan tüccarların, seyahat eden yolcuların ve onlara ait hayvanların dinlenmeleri, ihtiyaçlarını karşılamaları için yapılmıştır. İpek yolu üzerinde pek çok kervansaray inşa edilmiştir. Böylece doğu-barı arasındaki ticaret gelişmiştir.

Türk-İslam devletlerinden kalma diğer önemli mimari yapılardan biri de türbelerdir. Bu türbelere önemli devlet adamları ve ilim adamları gömülürdü. Türbeler estetik bir sanat anlayışı ile yapılırdı.
Selçuklular döneminde madeni eşya yapımında zirve yaşanmıştır. O dönemden günümüze ayna, mangal, kutu, hokka, bakraç, şamdan, kazan, gülebdan gibi eşyalar ulaşmıştır. 

Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra seramik sanatının gelişmesine büyük katkıda bulunmuşlardır. Değişik teknikler kullanarak yaptıkları seramiklere yazı, bitki, hayvan ve insan motifler işlemişlerdir. Gazneliler ve Büyük Selçuklular da minyatür sanatı da gelişmiştir.
Kaynakça:MEB ders kitabı
Youtube